Radyo

“Size son kez hitap ediyorum. Uçaklar Magallanes Radyosunun vericilerini bombaladı!
Bu tarihsel geçiş anında, halkıma sadakatimi hayatımla ödeyeceğim. Ama yüzbinlerce Şilili’nin bilincine düşen tohum er geç yeşerecek. Onların silahları ve güçleri var. Ama toplumsal ilerleyişi şiddet ve cinayetler durduramazlar. Bu ülkenin geleceğini kuracak gençlere sesleniyorum. Şili’de faşizmin geçmişi uzun. Tüm terörist suikastlar, havaya uçurulan köprüler, yıkılan demiryollları, patlatılan petrol kuyuları onların eseriydi. Hepsi satın alınmıştı. Tarih önünde yargılanacaklar.
Az sonra sesimi artık duymayacaksınız. Ama hep sizinle olacağım. Beni vatana sadık, onurlu bir insan olarak hatırlayın. Halkım kendini savunmalı, ama feda etmemeli. Vatanın emekçileri, ben Şili’ye ve geleceğine inanıyorum. Başka adamlar, başka insanlar ihanetin bastırdığı bu acı karanlığı aydınlatacaklar. Er geç özgür insanın geçeceği kapıları açacak ve daha adil bir toplum kuracaklar. Yaşasın Şili. Yaşasın halk. Yaşasın emekçiler!”
Bu sözler, Latin Amerika’nın serbest seçimle iktidara gelen ilk Marksist lideri Salvador Allende’nin başkanlık sarayı bombalanmadan önceki son sözlerindendi ve radyodan yayınlandıktan sonra Allende vuruşarak öldü. 11 Eylül 1973 yılıydı.
Radyonun yıldızının parladığı yıllardı. 30 Ekim 1938’deki cadılar bayramı arifesinde, Orson Wels, kurucusu olduğu Mercury tiyatrosuyla birlikte H. G. Wels’in yazdığı, uzaylıların istilasını anlatan Dünyalar Savaşı romanını radyoya uyarlamıştı.
Dans müziği yayınından sonra kıtalararası yayına ara verildiği, Marstan göktaşı yağmurunun başladığı, Marsta hareketlilik gözlendiği iletildikçe dinleyici sayısı milyonlara ulaşarak kulaklar gelecek haberlere kilitlenmişti. Bir çiftliğe göktaşı düştüğü, Mars gezegeninden gelen tuhaf yaratıkların işgal ordusu olduğu bilgisi veriliyordu. Bu andan sonra ok yaydan çıkarak ölüm ve yaralanmalara yol açan bir dizi olaya sebep oldu. Şehirden kaçanlar otobanları tıkamış, av tüfekleriyle uzaylı aramaya çıkan gruplar oluşmuş, kiliselerde ayinler başlamış, zehirli dumandan kurtulmak için ıslak havlularla pervazlar kapatılmıştı. İşin ilginç yanı olayları anlatan radyo spikeri de gazdan etkilendiğini söyleyerek öksürürken ölmüştü. (Belki bir astım krizi.) Bu kendini doğrulayan kehanet ortamı nihayet radyo istasyonunun polis tarafından basılmasına kadar varmıştı.
Radyo, Radyo Tiyatrosu denen kendine dair bir tür yaratarak edebiyat alanında da kendine yer açmıştır. Döneminin epik ve absurd tiyatro ekollerinden etkilenen farklı türlere evrilmiştir. Örneğin, Behçet Necatigil’in radyo oyunları adeta birer fantastik öykü gibidir. (Yapı Kredi Yayınları)

2018 yılı. Fransa Çevre bakanı Nikolas Hulot, canlı radyo yayınında “artık kendime yalan söylemek istemiyorum” diyerek istifasını açıklarken ülkesinin iklimle ilgili politikaları nedeniyle ilgili şöyle konuşuyordu: “Hayatımın en zor kararını alıyorum. Çevre koşulları otuz yıla yakındır aciliyet içeriyor, artık bu hükümet içinde adım atılabileceğine inanmıyorum.”
Radyo programcılarının şaşkın bakışları üzerine bu kararından eşinin bile haberi olmadığını söylerken sesindeki titreme dinleyicilere kadar ulaşıyordu.
2019 yılı Ocak ayında British Columbia Üniversitesi’nden bilim insanları 1.5 milyar ışık yılı uzaklıktan gelen radyo sinyallerini Okanagan Vadisi’ndeki CHİME isimli radyo teleskopuyla tespit etti…(11/01/2019 tarihli Cumhuriyet gazetesi)
2018 yılı ben. Şubat ayıydı. Hafta içi işe gitmek için hazırlanırken Açık Radyo- Açık Gazete programını dinliyordum. Yumuşak bir folk şarkı çalıyordu. Şarkıcı kadın bir sabah ninnisi gibi söylüyor, programcı bir hikâye anlatır gibi sözlerini İngilizce’den çeviriyordu. Yaptığım her neydiyse bırakıp camın önünden sokağı seyrederken buldum kendimi. Radyoyu dinlemeye devam ettim. Hikâyedeki kadının benliğine girmiştim, onunla yağmurlu ve karanlık bir sabahta hiç tanımadığımız bir kasabaya arabayla girmiş, trafik ışıklarını beklerken, tekinsiz kasabaya, burada yaşayacaklarımızı görebilecekmiş gibi ürpererek bakıyorduk. Sonra ışıklar değişti, araba hareket etti, kadının yanındaki koltuktan ayrılıp pencereme döndüm. Şimdi ben de bu hikâyenin hikâyesini yazmaya çalışıyorum bugünlerde.
UNESCO, 2012 yılından beri her yıl 13 Şubat gününü, “Dünya Radyo Günü” olarak kutlanan uluslararası bir gün olarak ilan ettiğinden beri bu yıl 13 Şubat Dünya Radyo Gününün sekizincisi kutlanacak.
Bu yılın teması: “Diyalog, Hoşgörü ve Barış”
Günümüzde en çok ihtiyaç duyduklarımız… Belki dünya tarihinin en çok ihtiyaç duyduğu kavramlar.
Günümüzün Kapitolosen çağında tüm dünyada hâlâ daha en yaygın kullanılan kitle iletişim aracı radyo çünkü. Düşük maliyeti nedeniyle de yoksul ve dışlanmış kesimlere ulaşma şansı her zaman daha yüksek.
Post apokaliptik bir evrende teknolojinin, elektriğin, uygarlığın gümleyip son bulduğu bir gezegende tek bir vericiyle size ulaşmaya çalışan felaketzedeler bulunabilir!
Son moda cep telefonundan podcast dinlediğiniz bir açık radyo programınız olabilir. Cep telefonunun şarjı bitebilir ama radyonun elektriği hiç kesilmez. Elektriği kesilse pili devriye girer.
Çok uzak bir geçmişten seslenir gibidir, çocukluğa dairdir, içine doğduğumuz ilk yuvadan sesler taşır getirir bir ırmak gibi kucağınıza bırakıverir taşlarını.
Bugün orta yaşını süren kimilerinin ilk gençliğinin Livaneli şarkılarıdır, cızır cızır, kulak yapışık saklı gizli dinlenmiş hayalleridir bir zamanlar.
Büyükannenin evinde dantel bir örtünün altından bir hicazkâr peşrevle sesini duyurmaya devam eder kimilerine. Kadının en yakın dostudur, durmadan birbiriyle muhabbet ederler, laf edenlere “evde bir ses işte” der, onlar gidince bakma sen onlara diye onu okşar, sever.
Parkın delisi her gün hep aynı banka gelip oturur. Elinde ille naylon poşetler, ceket cebinde taşıdığı küçücük görünmez bir kutudan radyo dinler. Cebinden çıkıp bize kadar gelen bozlak sesiyle gerçek üstü ve zaman dışıdır, meydanokur gibidir.
Bir gün biri tesadüfen size küçük bir radyo hediye eder, çok da önemsemeden mutfağa koyar ve dinlemeye başlarsınız. Fark etmeden yaşamınıza girer, ufacık bir aletin içinden kocaman bir evren akmaya başlar.
Radyo iyidir dostlar.
Diyaloğa, Hoşgörüye ve Barışa açılsın radyolarla birlikte kalplerimiz.
Müziğe açılsın, aşka açılsın.
Bir düğmeye basın ve dans etmeye başlayın.
Duydunuz mu?
Hişşt! Dinleyin!
Radyo Saatimiz başlıyor…

Yorumlar