Leyla kendisini kapıda karşılayan Burkan’a hüzünle baktı. Onun varlığını özleyecekti. Eve geldiğinde kapıda karşılamasını, istediği şeyleri tekrarlamadan yerine getirmesini, ev işlerini yaparken şarkı söylemesini, gece boyu yaptıkları uzun sohbetleri özleyecekti. Yine de kariyeri için ondan vazgeçmeyi göze alması gerektiğinin farkındaydı. İnsanımsı psikolojisinde mantık-duygu dengesi konusundaki tezini değerlendiren üniversiteden çağrıyı aldığından beri yapması gereken için kendine ikna etmeye çalışıyordu. Burkan’dan vazgeçmeyi istemese de tezi için gereken adımı atmalıydı.
Leyla’nın uzun zamandır beklediği teklifti bu. Yıllarını verdiği çalışmaları nihayet karşılığını bulmuştu. Bu gece her şeyi konuşacağım diye geçirdi içinden. Burkan akşam yemeğini hazırlamış sofrayı da süslemişti. Leyla yapacağı konuşmanın ağırlığını hissederek Burkan’a bir hediye vermek istedi. Akşamları sokaklar tekin olmuyordu. Tehlikeli insanlar ve insanımsılar boşalan sokaklarda çılgınlıklar yapıyor, güvenlik güçleri ise geceleri ortada görünmüyordu. Sanki zaman ikiye bölünmüş gibiydi. Leyla, Burkan’ın sürekli tebessüm eden yüzüne bakıp “bekle beni” diyerek dışarı çıktı.
Bulabilirse bir şişe şarap alacaktı. Çok pahalı olmasına rağmen buna değeceğini düşünüyordu. Köşe başında önünü kesen insanımsılara ki bunu bekliyordu yanında getirdiği Sandix şarjını gösterdi. Sandix insanımsılara istedikleri yerde çok hızlı şarj sağlayan oldukça güçlü minicik bir cihazdı. İnsanımsılar Sandix karşılığında Leyla’nın isteğini yerine getirmek için birlikte yürümeyi teklif ettiler. Yeraltındaki bir bardan şarabı alıp evine dönünceye kadar da eşlik ettiler. Yirmi dakika sonra geldiğinde Burkan aynı yerde düşünceli bir şekilde oturuyordu.
“Senin en sevdiğin içeceği aldım, meyve şarabı… Bugünlerde bulunmuyor biliyorsun, karaborsa.”
“Leyla Hanım neden yaptınız ki bunu? Bu, bu çok pahalı.”
“Lütfen! Bugünü kutlamayacağız da ne zamanı kutlayacağız? Sayende nihayet üniversiteye kabul edildim. Bana da bir bardak X15Y koyar mısın? Şöyle karşılıklı bir şeyler içelim. Hadi bakalım şerefine. Sana ne kadar teşekkür etsem azdır” dedi.
Burkan hafifçe titredi. Yine de şarabı dökmeden sehpaya bırakmayı başardı. Ellerini kucağında birleştirdi, gözlerini gözlerine dikip beklemeye başladı.
“Hadi anlat” dedi Leyla.
“Ben mi? Ne anlatayım Leyla Hanım?”
Gözlerini yavaşça yere indirip şaşkınlığını gizlemeye çalıştı. Tüm sohbetleri duygular üzerineydi ama hep geçmişten söz etmişlerdi, “an”ı hiç paylaşmamışlardı.
“Tezimin çıkış noktası sendin biliyorsun. Seninle geçirdiğimiz o saatler, o konuşmalar…”
“Rica ederim Leyla Hanım, siz beni o hayattan çekip çıkarmasaydınız ben şimdi…”
“Lütfen, o günler geçmişte kaldı. Unut artık o günleri.”
“Şerefinize” dedi Burkan şaraptan bir yudum aldı, rahatladığını hissetti. “Güzelmiş, neredeyse unutmuşum tadını.”
Karşılıklı birkaç kadehten sonra Leyla, Burkan’ın elinden kadehini aldı, ellerini tuttu, birkaç kez yutkundu.
“Senden bir şey daha rica edeceğim Burkan, çok özel bir şey.”
“Tabii ne isterseniz…”
Leyla heyecanlıydı. Hem haberin etkisi hem de Burkan’dan isteyeceği şey konusunda. İstemezse kesinlikle zorlamayacaktı. Buna karar vermişti, psikolojiyi çok iyi bilmesine rağmen yine de söylemeye çekiniyordu.
“Bak Burkan, biliyorsun ki tezim biz insanımsıların duygusal alt yapılarındaki eksikleri tamamlamak. Bu benim en büyük hedeflerimden biriydi. Yaptığım yazılım sizlerle olan bağımızda bir adım daha ileriye gitmemizi sağlayacak. Kontrol edemediğiniz duygusal bombardımanlarınızın bazılarını düşünme programlarımıza yerleştirdik yine de çok mantıklıyız. Her şeyi neden-sonuç ilişkisine bağlı yapıyoruz. Bu tekdüzelik bizleri çok rahatsız ediyor. Şimdi senden bir şey isteyeceğim ama…”
Burkan birini arar gibi etrafına bakındı. Her insanın beklenmedik olaylar karşısındaki ilk reaksiyonuydu bu. Başı hafifçe öne düştü. Tekrar başını kaldırıp etrafına bakındı.
Leyla konuşmanın en zor kısmına gelmişti. İnsanımsı robotların geliştirilmiş mantık yapıları her zaman duygularının gerisinde kalmıştı. Her ne kadar dış görünüşleri insana benzese de çalışma mekanizmaları üzerinde duygusal yapı etkin bir şekilde kurulamamıştı. Leyla, düşüncelerdeki duygusal yoğunluğu analiz ederek robotlardaki duygusal düşünmeyi arttırmayı kendine amaç edinmiş, yıllarca bu konu üzerinde çalışmıştı. İnsanların o beklenmedik tepkileri, içgüdüleri onlara zenginlik veriyordu.
“Biz ne kadar zamandır birlikteyiz?”
“Sekiz ay on üç gün. Geçirdiğim kazadan sonra.”
“Ah evet ne kötü zamanlardı. Seni uyutmalarına son anda engel olmuştum. Tesadüf işte değil mi? Benim yıllık bakımımla, senin kaza sonrasının aynı hastaneye denk gelmesi.”
“Biz buna eskiden kader derdik ama artık tesadüf diye bir şey olmadığını düşünüyorum. Olması gereken buydu belki de. Aslında beni oradan almak için çok cesur davrandınız. O şekilde bir insanla hiçbir insanımsı uğraşmaz. Merak etmişimdir hep neden diye?”
“Belki ben de bu projede çalışmasaydım, o yazılımı kendime yüklemeseydim farklı davranabilirdim. Nasıl demeli sizin acıma dediğiniz duygu bir anda zihnimde geniş bir yer kapladı. Ayrıca çok ağır yaralanmamıştın sadece kolun kırılmıştı.”
“Evet ama bu çağda kol kırılması bir insanın uyutulması demek biliyorsunuz. İnsan sayısı istediğiniz seviyeye gelene kadar böyle sürüp gidecek bu katl… neyse”
“Söyle lütfen katliam de. Ben de kesinlikle karşıyım bu yaklaşıma.”
Burkan ayağa kalkıp salonda dolandı. Leyla’nın en gelişmiş modellerden olması, hareketlerindeki hızın insanlarla birebir aynı düzenlenmesi, yüklenen beden dili çözümlemelerine rağmen insanların yaşam deneyimi dediklerini duygusallıklarının alt yapısı eksikti.
“Biliyorsun benim görüşüm çok farklı diğerlerinden. Seni yanıma alarak bunu göstermiş olmalıyım değil mi?”
“Siz farklısınız Leyla Hanım. Bunu biliyorum ama yine de dedelerimizin eskiyen bilgisayarlara yaptığı gibi bozulanlara yapılan bu davranış…”
“Lütfen beni o ilkel düzeye indirme Burkan. En tahammül edemediğim şey yapay zekâ, bilgisayar lafı. Görmüyor musun ben de senin gibi sinirlenebiliyorum?”
Burkan sevgiyle baktı Leyla’ya. Leylâ Burkan’ın peşine takılmış, onun adımlarını takip ediyor onun gibi elini kolunu sallıyordu.
“Ne söyleyecektiniz bana Leyla Hanım? “
Burkan’ın bu şekilde konuyu değiştirmesi üzerine Leyla sakince koltuğa oturdu.
“Üniversitede üzerinde deney yapmama izin vermeni istiyorum” dedi.
Leyla’nın bu soğuk ifadesi Burkan’ın unuttuğu bir gerçeği anımsattı. Leyla ne yaparsa yapsın bir robottu ve insanların yeryüzünden silinmesine, yıllarca küçük işlerde çalıştırılmalarına, hor görülmelerine, incinmelerine sakatlanmalarına en önemlisi ölmelerine karşı tutumlarını unutmamalıydı. Leyla’nın teklifi karşısında bu gerçek bir kez daha çivi gibi saplandı yüreğine. Leyla’yı seviyordu, beğeniyordu ama hepsi o kadar. Kendini feda edecek kadar değildi bu sevgi… Leyla’nın gözlerine baktı, ellerini tuttu. Yavaşça konuşmaya başladı.
“Nasıl bir deney bu Leyla Hanım?”
“Her türlü duygusal dalgalanmalarda insan beyninin verdiği reaksiyonları inceleyeceğim. İnsan beyninin %90ını çözümledik ancak kalan %10u gizini koruyor özellikle duygusal reaksiyonlar açısından. Kısaca umut, mutluluk sevinç…”
“Acı, mutsuzluk, kin gibi de değil mi?”
“Haklısın bunlar da merak ettiklerimiz arasında”
“Biraz düşünmeme izin verin Leyla Hanım. Şarabı bitirdiğimde size kararımı bildiririm. “
“Seçeneklerini sıralarsam” dedi Leyla. “Üniversite, kabul etmemen durumunda insan depo alanına götüreceğini belirtti.”
“Anladım” dedi Burkan. Leyla ile son dakikaları yaşadığını fark etti. Sokağa insanımsıların nakil aracı yanaşmıştı. Çaresizliğine lanet okuyarak ne yapabileceğini hızla düşündü. Fark ettirmeden Leyla’nın X15Y içkisine şarap karıştırdı.
İnsanımsılar henüz insanların ihanet, kurnazlık, ve cinayet itkisini çözememişlerdi.