Kategori: Eylül 2018 – HASAT – EMEĞİN BEREKETİ

1

Anılarımın Hasadı

Güneşin bile terlediği bir yaz sıcağında odasında otururken düşünmeye başladı, annesinin kuruttuğu buğday başaklarına bakarak. Son ayları sürekli birtakım şeyler düşünerek geçmişti. İçeri vuran güneş ışığının etkisiyle daha da sararmış gözüken buğday başaklarına selam...

0

Yeni Yıl Armağanı

Yeni Yıl kutlamaları için hazırlıklarını tamamlamanın telaşında Taksim. Öğle sonrasının bulutsuz bu gününde güneş çekip gidecek. Ardından, eskimiş yılın “Son Treni” ve onun son vagonu da saat tam 24’te ayrılacak istasyondan. Giden yıla, “güle...

0

Zor Yılların Eğitim Hasadı

Öğretmen olmak! Baştan annesinin yönlendirmesi diye düşünerek için için kızmıştı ona. Hatta mezun olduğu gün; “İsteğine kavuştun işte anne, sonunda beni öğretmen yaptın!” demişti. Tek tesellisi öğreteceği konunun yabancı dil olmasıydı. İngilizce, öğrenim yaşamı...

0

Taşlı Tarla

Asma altında güneşin yakıcılığından kendini korumaya çalışan okeycilerin şaklattıkları taş sesleri ezan sesine karışırken, Ali caminin yolunu tutmuştu. “Tövbe, tövbe” diye başını iki yana salladı, “öğle okundu, duymadınız mı?” diye seslendi kahvedekilere. Okey masasındakiler...

0

Takdir-i İlahi

Dünyanın öbür yüzüne çekilen güneş, gökdelenlerin arkasında turuncudan kızıla evrilen yalımlar bıraktı. Şehrin kıyısında kimsenin ısırıcı ayazdan fark edemediği bir renk şöleni… Yine şehrin kıyısında kalmış çamurlu mahallenin otobüs durağında bekliyor, Mehmet. Ellerini birbirine...

0

Şal

Kavilleştikleri gün gelmişti. “Hasat sonu” demişlerdi. Kerim Ağa, oğlu Alican’ı Çulsuz Hüsmen’in kızı Şirin’le baş göz edecekti. Her iki evde de düğün hazırlıkları günler öncesinden başlamıştı. Evlerde telaş, gençlerde heyecan doruğa ulaşmıştı. Kerim Ağa...

0

Son Hasat

Her yıl olduğu gibi incir bahçesine göçtük bu yıl da. Ağustos ayı başından eylül sonuna dek ellerimizle tek tek topladık incirleri dalından. Zahmetli iş, öyle köyden gelip gitmekle olmaz, bahçe sahibi bile tavuğu, köpeği...

1

Son Harman

Gökyüzü usulca kararırken, yağmur inmeden, samanlar ıslanmadan, milisler köyü basmadan buğdayı toparlayıp göçmenin telaşıyla son hazırlıklarını yapıyordu aile. “Naçar köylüklük işte” diyerek söyleniyordu Anuş. “Şu ekin tarladayken yağmur diye sızlandık. Başaklar toplanınca da, yağma...

2

Pamuk Tarlası Deniz Dalgası

Bir tepenin üstünde durmuş, uçsuz bucaksız, bembeyaz bulutçuklarla kaplı vadiye bakıyorlardı. Güneş biraz hiddetini azaltmış olsa da yakıp kavurmaktan geri durmuyor, karşı dağlardaki yeknesak bozkırın sebebi olduğunu hatırlatıyordu. Zaman durmuş, her şey bir tablonun...

0

Kırkıncı Hasat

Helen taş duvarın bittiği yerde başlayan zeytinliğin arasına daldı. Elindeki orakla önüne gelen ağaca saldırıyor, her darbede artan öfkesiyle ağaçların gövdesinde büyük yarıklar açıyordu. Delirmiş gibiydi, gözleri bu yaşında iyice belirginleşen elmacık kemiklerinin üzerinden...