Yarın
Gökyüzü artık eskisi gibi mavi değildi. Sabahları güneş doğarken ufukta pas rengi bir pus beliriyor, öğlene doğru kül grisine dönüyor, akşamları ise morla siyah arasında kararsız bir renkte sönüyordu. İnsanlar bu renklere...
Devamını okuGökyüzü artık eskisi gibi mavi değildi. Sabahları güneş doğarken ufukta pas rengi bir pus beliriyor, öğlene doğru kül grisine dönüyor, akşamları ise morla siyah arasında kararsız bir renkte sönüyordu. İnsanlar bu renklere...
Devamını okuYaşlanmıştım. Bunu ilk fark ettiğimde yıldızlar hâlâ yanıyordu ama ışıkları eskisi gibi cesur değildi. Bir zamanlar içimde doğan her şey aceleciydi. Madde sabırsız, enerji taşkındı. Şimdi ise her şey daha ağır, daha temkinliydi....
Devamını okuSınırın tam olarak nerede başladığını kimse bilmiyordu. Haritalarda çizgi netti. İnce, kırmızı bir hat. Ama arazide o çizgi, toprağın rengine, taşın dizilişine, rüzgârın yönüne göre yer değiştiriyor gibiydi. Sanki sınır,...
Devamını okuSeksen yaşına gelmiş bir hacı olarak, bu satırları titreyen ellerimle yazarken içimi kemiren bir şey var; öyle bir kemirme ki, hani yıllar boyu diş ağrısını erteleyen bir köylünün en sonunda gecenin bir vakti, uyuyamadığı...
Devamını okuGece ile gündüzün birbirine karıştığı o ince zaman diliminde şehir bir rüyanın içindeymişcesine yavaşça nefes alıyordu. Gökyüzü mora çalan bir laciverte bürünmüş, yıldızlar bilinmez bir dilden fısıldaşıyorlardı. O saatlerde...
Devamını oku