Yazar: Selim Hacısalihzade

Son

  Arşiv’in en sessiz odasında çalışıyordum.   Bu cümleyi her sabah zihnimde tekrar ederim. Belki de mesleğimin tek ritüeli budur. Çünkü Arşiv’de çalışan herkes bilir ki, sessizlik burada sadece bir durum değildir; aynı...

Devamını oku

Gölge

  Geceyi bir fenerle yırtmaya çalışıyordu. Sokak lambaları uzun gölgeler bırakıyor, ama onun peşini bırakmayan bir gölge vardı. Sanki kendi gölgesi değildi. Her adımda biraz daha büyüyor, biraz daha şekil değiştiriyordu....

Devamını oku

Yarın

  Gökyüzü artık eskisi gibi mavi değildi. Sabahları güneş doğarken ufukta pas rengi bir pus beliriyor, öğlene doğru kül grisine dönüyor, akşamları ise morla siyah arasında kararsız bir renkte sönüyordu. İnsanlar bu renklere...

Devamını oku

Son

Yaşlanmıştım. Bunu ilk fark ettiğimde yıldızlar hâlâ yanıyordu ama ışıkları eskisi gibi cesur değildi. Bir zamanlar içimde doğan her şey aceleciydi. Madde sabırsız, enerji taşkındı. Şimdi ise her şey daha ağır, daha temkinliydi....

Devamını oku

Sınır

  Sınırın tam olarak nerede başladığını kimse bilmiyordu. Haritalarda çizgi netti. İnce, kırmızı bir hat. Ama arazide o çizgi, toprağın rengine, taşın dizilişine, rüzgârın yönüne göre yer değiştiriyor gibiydi. Sanki sınır,...

Devamını oku
  • 1
  • 2