Son
Arşiv’in en sessiz odasında çalışıyordum. Bu cümleyi her sabah zihnimde tekrar ederim. Belki de mesleğimin tek ritüeli budur. Çünkü Arşiv’de çalışan herkes bilir ki, sessizlik burada sadece bir durum değildir; aynı...
Devamını okuArşiv’in en sessiz odasında çalışıyordum. Bu cümleyi her sabah zihnimde tekrar ederim. Belki de mesleğimin tek ritüeli budur. Çünkü Arşiv’de çalışan herkes bilir ki, sessizlik burada sadece bir durum değildir; aynı...
Devamını okuGeceyi bir fenerle yırtmaya çalışıyordu. Sokak lambaları uzun gölgeler bırakıyor, ama onun peşini bırakmayan bir gölge vardı. Sanki kendi gölgesi değildi. Her adımda biraz daha büyüyor, biraz daha şekil değiştiriyordu....
Devamını okuGökyüzü artık eskisi gibi mavi değildi. Sabahları güneş doğarken ufukta pas rengi bir pus beliriyor, öğlene doğru kül grisine dönüyor, akşamları ise morla siyah arasında kararsız bir renkte sönüyordu. İnsanlar bu renklere...
Devamını okuYaşlanmıştım. Bunu ilk fark ettiğimde yıldızlar hâlâ yanıyordu ama ışıkları eskisi gibi cesur değildi. Bir zamanlar içimde doğan her şey aceleciydi. Madde sabırsız, enerji taşkındı. Şimdi ise her şey daha ağır, daha temkinliydi....
Devamını okuSınırın tam olarak nerede başladığını kimse bilmiyordu. Haritalarda çizgi netti. İnce, kırmızı bir hat. Ama arazide o çizgi, toprağın rengine, taşın dizilişine, rüzgârın yönüne göre yer değiştiriyor gibiydi. Sanki sınır,...
Devamını oku