Gölgelerin Dili
Zorlu geçen kış mevsiminden sonra erken gelen dayanılmaz sıcaklar. Üzerinde kiraz ağacı yapraklarının gölgeleri oynayan geniş sedire uzanan genç kız. Ancak bu sabah tedirgin. Bedeninden doğan kızıllığın...
Devamını okuZorlu geçen kış mevsiminden sonra erken gelen dayanılmaz sıcaklar. Üzerinde kiraz ağacı yapraklarının gölgeleri oynayan geniş sedire uzanan genç kız. Ancak bu sabah tedirgin. Bedeninden doğan kızıllığın...
Devamını oku“Artık bundan bıktım” dedi adam. “Herkesin gölgesi var. Neden benim yok?” Gece ağır bir sis gibi çökmüştü. Köprünün üzerinde asılı paslı bir fenerin ışığı titriyor, parmaklıkların gölgeleri rüzgârla dans ediyordu. Adam taş...
Devamını okuKasabanın tek veterineri sensin. Baban da öyleydi. Özünde iyi bir adamsın; bunu inkâr edecek değilim: eşine karşı saygılı, köpeğin Kırpık’a düşkün, komşularının selam vermeden geçmediği o efendi adamlardansın. Bir de...
Devamını okuSaat onu gösterdi. On buçuk. On bire çeyrek var. Daha vakit var seni yolculamaya. Ayağımda senin ayakkabıların… Onlara bakıyorum. Kırk iki numara. İki numara büyük bana. Siyah makosen. Önünde anlamsız püskül. Ucuna kâğıt...
Devamını okuHayatımın en güzel zamanlarının başlangıcı olan okulum; sanki çiçekler olmadan kendini yalnız hissedip üzülecekmiş gibi dört mevsim tabur tabur türlü nebatın hiç terk etmediği, karahindibaların, çınarların, çamların,...
Devamını oku