Şişli’de Bir Apartıman

(jenerik müzik)
1. kadın ses: Arkası Yarın
(jenerik müzik)
2. kadın ses: Şişli’de Bir Apartıman… 3. bölüm
(oyun müziği: Lüküs Hayat Opereti’nin girişi… müzik arkaya çekilir…)
2. kadın ses: yazan, Deniz Demir; yöneten, Cemre Hamsin; teknik yapım, Ayla Sevimay; efekt, Cem Sezer Akman…
(oyun müziği… Lüküs Hayat Opereti’nin girişi… müzik arkaya çekilir…)
2. kadın ses: Seslendiren sanatçılar… Anlatıcı: Ekrem Derbent; İkbal, Yeşim Erdonat, Gıyasettin, Emre Saltık; Özkan, Halim Kesici; Müşteri, Erkut Yaman

(oyunun müziği… müzik arkaya çekilir… okul bahçesinin sesleri, geçen arabaların uğultusu, kuş sesleri, ayak sesleri, uzaktan bir – iki köpek havlaması… yanaşan bir motosiklet sesiyle efektler arkaya çekilir.)

Anlatıcı:
Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’un lüks semtleri arasında adından söz ettiren Şişli, kentsel dönüşüm projeleri ve iş hayatının plazalarıyla tamamen kabuk değiştirmiş, yenilenen cadde ve sokaklarla dokusunu ve alışagelinen hayat biçimini yitirmiştir. Eski değerlerine sarılmış yaşlıların oturduğu Kısmet Apartmanı sakinleri ise apartmanlarını müteahhide vermemek için adeta birbirlerine kenetlenmiş, hem çocuk ve torunlarına, hem de sokak esnafına direnmektedir. Kısmet Apartmanı, Sıracevizler Caddesi’nde kararmış yüzüyle çürük bir diş görünümündedir. Apartman sakinlerinden, üçüncü katta oturan Cevdet Bey’in kalp krizinden ölümü, mirasçıları için büyük bir şans kapısı açtıysa da, diğer sakinlerin direnişinde gedik açmıştır. Diğer dört katın sakinleri, endişe ve huzursuzluk içinde yaşamaktadır şimdi. İkinci kat sakini İkbal hanım, kocasını on yıl önce kaybetmiştir. Çocuğu yoktur. Kendini evindeki kuşlara ve mahallenin kedilerini doyurmaya adamıştır. Sağlığı gün günden kötüleşen İkbal Hanım için evinden çıkmak, bir ölüm – kalım meselesidir. İkbal Hanım, bu sabah doktora gitti. Şimdi ilaçlarını yaptırmak için yıllardır mahalle sakinlerinin ilaçlarını veren, sağlık dertleriyle ilgilenen Gıyasettin beyin Hayat Eczanesi’ne geldi. Her zaman olduğu gibi eczanenin önünde çıkardı reçetesini çantasından. İçindeki sıkıntıyı def etmek istercesine derin nefes aldı. Eczanenin kapısını açtı. Özkan merdivene çıkmış, üst raflardan Gıyasettin Bey’e ilaçları uzatıyordu. Kapının açılmasıyla ikisi de başını İkbal Hanım’a çevirdi. O sırada guguklu saatin kuşu on kez öttü. Gıyasettin bey elindeki ilaçları tezgâhın üstüne bıraktı; Özkan merdivenden hızla indi. Her ikisi de çok severdi eski müşterileri İkbal Hanım’ı. Hatırnaz, zarif bir kadındı İkbal Hanım. Mahalleli yaz – kış demeden sabahın köründe evden çıkıp kedileri doyurmak için sokak sokak dolaşmasına bıyık altından gülümsese de, asla seslerini çıkaramazlardı. Bir zamanlar bir – iki densiz, sözde şaka niyetine “pisici teyze iş başında” diye laf atmaya kalkmış ama İkbal Hanım onlara öyle bir bakış fırlatmıştı ki, eşek şakaları kursaklarında kalmıştı. Tabii evden eve, berberden terziye, manavdan bakkala, fırından kahveye yayılmıştı bu densizlik. Ayıplanmıştı gençler. Bazen utanç böyle sokak ortasından da gelebilir. Neyse… Biz şimdi eczaneye dönelim…
(oyun müziği: Lüküs Hayat Opereti’nin girişi… müzik arkaya çekilir…)

Günaydın İkbal Hanım, hoş geldin.
Günaydın Gıyasettin beyciğim de, pek hoş gelmedim galiba…
Hayrola İkbal teyze?
Valla hayır mı, şer mi siz bana söyleyeceksiniz Özkan beyoğlum…
Siz gelin önce bir oturun İkbal hanım. Nefeslenin. Ne dersiniz bir kahve içelim mi? Laflarız biraz.
Ah sağ olun Gıyasettin beyciğim. Erken çıktım bu sabah evden. İçemedim kahvecağızımı. Zahmet olmazsa…
Aşk olsun… Hiç olur mu İkbal teyze!
Hadi Ali’ye üç kahve söyle Özkan… Sade olsun.
Tamamdır abi.
(efekt: kapının açılma ve çıngırağın çalma sesi…)
Eeee… Şimdi anlatın İkbal Hanım… Ne oldu?
İlaçlarımın raporunu yazdırmak için erkenden gittim hastaneye…
Eee… Ne güzel! Bir yıl rahatsınız işte!
Öylesine öyle de Gıyasettin beyciğim… Bu aralar da omuzlarımı koyacak yer bulamıyorum demez miyim?
Tabii diyeceksiniz şikâyetiniz varsa…
Orası öyle de, şimdi bütün eklemlerimin emarını istiyor doktor.
Fena mı İkbal hanım?!
Ah… ah… ah… Takır takır o aletin içinde hapis…
Aman abartmayın efendim.
Öyle demeyin, öyle demeyin! İki yıl önceki boyun emarında…
Biliyorum İkbal hanım, biliyorum. Ama bakın geçti, gitti bile.
De nasıl gitti Gıyasettin beyciğim! Aklıma geldiğinde bile ter basıyor valla.
(efekt: kapının açılma ve çıngırağın çalma sesi…)
Ali doluydu abi… Kahveleri ben getirdim. Buyrun İkbal teyze…
Hay sağolasın Özkan beyoğlum.
Afiyet olsun… Buyur abi…
Sağ ol… Kahveni bitir de Nuray teyzenin ilaçlarını bırakıver bir koşu.
Olur abi.
Sahi nasıl oldu Nuray hanım, Gıyasettin beyciğim?
Nasıl olsun İkbal hanım, nasıl olsun… aynı işte. Çakılıp kaldı yatağa. Şükredin halinize…
Öyle, öyle… Hep bir gidip görmek geçiyor içimden Nuray hanımı ama nasıl çıkarım onca merdiveni! Arada telefon ediyorum… üzülüyorum. Konuşmaya mecali yok komşucağımızın. Çok zor, çok zor!
Çok iyi bakıyor diyorlar Emre beyin tuttuğu kadın için… Misler gibiymiş Nuray teyze.
Misler gibi olmak yeter mi Özkan beyoğlum. Can yoldaşı arıyor insan… Ah… Ahhhh!
Orası öyle de İkbal hanım… Hadi oyalanma sen Özkan, acele et biraz!
(efekt: kapının açılma ve çıngırağın çalma sesi…)
Bakın bana… Şu kedicağazlarım olmasa kalkabilir miyim sanırsınız sabahları yataktan! Benim can yoldaşım da onlar işte.
Haklısınız.
Ah… Ah… Ahhh!
Eeee… Şimdi ne zaman şu sizin emar?
Kâğıda yazdı da verdi doktor, sağ olsun. Cüzdanıma koydum. Bakın…
Ooooo… Daha üç hafta var.
Ya… ya!
Aman kaybetmeyin bu kâğıdı.
Yok ben onu şimdi eve gidince aynalı büfenin kenarına sıkıştırırım. Unutmam o zaman.
İyi düşündün valla İkbal hanım. Hadi ver şu reçeteni de hazırlayayım.
Buyrun Gıyasettin beyciğim. Ama emara kadar geçici iki ilaç daha verdi doktor. Ağrılarım azalırmış.
Şifa olsun İkbal hanım.
O, bu derken… her gün bir sürü ilaç!
Aman bu da dertlenecek şey mi komşum?! Kendinizi iyi hissetmeniz önemli.
Ne bileyim… Daha ölmeden çürüyormuşum gibi geliyor bazen.
Allah gecinden versin! Böyle düşünmeyin lütfen. Olur mu hiç öyle şey! Kendi yaşıtlarınıza bir bakın… Dimdik ayaktasınız maşallah.
Orası öyle de…
Elden ayaktan düşeceğim günler çok da uzak değil ama di mi ya!
Bakın şimdi üzdünüz beni…
Üzülmeyiniz… Makine eskidi Gıyasettin beyciğim.
Siz motora bakın öyleyse İkbal hanım, motora… Tıkır tıkır valla.
Eh onun da durması yakındır.
(efekt: kapının açılma ve çıngırağın çalma sesi…)
Abi Çiğdem abla yaş pasta yapmış. Bize de yolladı.
Kim Çiğdem abla?
Kim olacak abi!.. Nuray teyzeye bakan Çiğdem abla. Suat var ya…
Hangi Suat?..
Nuray hanımın küçük torunu Suat… Bugün yirminci yaşına giriyormuş.
Ah ah ah… Ne güzeldir yirmi yaşında olmak Özkan beyoğlum. Ne güzeldir!
Size de bir dilim keseyim İkbal teyze…
İlahi oğlum… Nasıl yerim ben bir dilimcik de olsa pasta?!
Özkaaaan…
Ya kusura bakmayın teyzeciğim. Unuttum birden… Siz böyle sevinince… Valla unuttum.
Aman Özkan beyoğlum, ne kusuru! Senin yaşın hastalıkları hatırlayamayacak kadar genç daha.
(efekt: kapının açılma ve çıngırağın çalma sesi…)
Sen gelen delikanlıya bak oğlum. Ben de sizin reçetenizi hazırlayayım İkbal hanım.
Acele etmeyiniz… Nefes alıyorum sayenizde. İki çift laf, fena mı efendim!?
Elbette, elbette… Yılların komşuluğu… Her zaman başımızın üstünde yeriniz var.
Eksik olmayınız… Eksik olmayınız.. Ama şu iki yeni ilacı iyice bir detaylı yazınız da kafam karışmasın, evham yapıyorum sonra…
Hiç meraklanmayın, açık açık yazarım ben… Oğlum âşık mısın! Sedatifleri aşağı rafa taşıdık ya!
Kusura bakma abi… Beklettim. Sabahtan beri bir dakika oturmadım valla.
Önemli değil kardeşim.
Buyur abi… Borcun çıkmadı. Geçmiş olsun.
Hayırlı işler kardeşim.
(efekt: kapının açılma ve çıngırağın çalma sesi…)
Görüyor musun Gıyasettin beyciğim bu yaşta sedatif kullanıyor zavallıcık.
Hiç sormayın İkbal hanım… Hiç sormayın! O kadar arttı ki gençler arasında bunları kullananlar. Sanırsınız tüm gençler depresyonda…
Ama biz de bir zamanlar gençtik Gıyasettin beyciğim. Hiç bilmezdik depresyon, mepresyon.
Şimdi hayat çok başka İkbal hanım.
Sizce nesi başka mesela?
Ne bileyim, eskiden şu sokakta oturan herkes birbirini tanırdı.
Ya ya ya! Hepsi birer birer gitti.
Gelenler de birbirinden bile habersiz.
Ah… ah! Ben kalkayım artık Gıyasettin beyciğim.
Yine bekleriz İkbal teyze…
Geçmiş olsun İkbal hanım…
(sesler uzaklaşır… efekt: kapının açılma ve çıngırağın çalma sesi… oyun müziği girer… Lüküs Hayat Opereti’nin girişi… müzik arkaya çekilir…)

2. kadın ses: Şişli’de Bir Apartıman adılı oyunumuzun üçüncü bölümünü dinlediniz… Yarın aynı saatte dördüncü bölümde buluşmak üzere.
(jenerik müzik)
1. kadın ses: arkası yarın

Diğer yazılar...

Yorumlar