Geceyi bir fenerle yırtmaya çalışıyordu. Sokak lambaları uzun gölgeler bırakıyor, ama onun peşini bırakmayan bir gölge vardı. Sanki kendi gölgesi değildi. Her adımda biraz daha büyüyor, biraz daha şekil değiştiriyordu. Kimi zaman insanın en yakın arkadaşına benziyor, kimi zamansa tamamen yabancı, tuhaf bir varlığa dönüşüyordu.

 

Evine yaklaşırken, gölge bir anlığına durdu. Onu bekleyen başka bir şey vardı sanki. Kapıyı açtığında gölge de sessizce içeri girdi. İçerisi karanlıktı ama gölgesiyle birlikte odada bir boşluk oluşmuş gibi hissediyordu. Huzursuzdu. Gölgesi onunla değil, ona karşı gibiydi.

 

Gölge, sadece ışığın kesilmesi değil, geçmişin yankısıydı. Her hata, her unutulmuş söz, her bastırılmış öfke ve her korku… Hepsi burada, bu karanlık varlıkta somutlaşmıştı. Bir an durdu, nefesini tuttu. “Ne istiyorsun benden?” dedi, sesinin kendine ait olmadığını fark ederek. Gölge cevap vermedi. Sadece hareket etti, onu duvara sıkıştırdı ve eski fotoğrafların silik hatlarını gösterdi: Çocukluk arkadaşlarının, yıllar önce kaybolan sevdiklerinin yüzleri, bir zamanlar yaptığı ama hatırlamadığı kötülükler…

 

Bir adım geri attı. Gölge de geri çekildi ama tamamen değil. Odanın köşesinde kıpırdamadan bekliyordu. Kendi kendine “Belki de gölge sadece beni gösteriyordur. Kim olduğumu unutmuşumdur,” diye mırıldandı

 

Gölgeyle ilk karşılaşması değildi bu. Hayatı boyunca onun varlığını hissetmişti ama şimdi ilk kez onu bu kadar net görüyor, onunla yüzleşiyordu. Yıllar boyunca bastırdığı bütün korkular, pişmanlıklar ve utançlar bir varlık hâlinde karşısındaydı. Gölge, sadece bir simge değil, hayatının tüm karanlık yüklerini taşıyan bir aynaydı.

 

O gece, gölgeyi izlerken fark etti ki, gölgeyi kovalamaya çalışmak boşunaydı. Onunla birlikte olmalı, kabul etmeli, anlamalıydı. Gölgeyi yok saymak yerine onunla yüzleştiğinde, gölgesi küçülmeye, şekil değiştirmeye başladı. İnsan suretini aldı, onun gözlerine bakıyordu. Sessizdi ama bir sıcaklık vardı. Geçmişin acısı ve korkusu artık sadece bir yük değil, anlaşılması gereken bir parça hâline gelmişti.

 

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gölge tekrar odanın köşesine çekildi. Artık eski korkutucu varlık değildi. Bir rehber gibi bekliyordu. Hayatında gördüğü her gölgeyi, bastırdığı her duyguyu anlamaya hazır bir şekilde… Ve ilk kez kendi gölgesiyle barıştığını hissetti.

 

Gölge, sadece karanlık değildir. Bazen en karanlık yer, kendi içimizde saklı olan ışığı göstermek için vardır.