Yakandaki Gölge
Kasabanın tek veterineri sensin. Baban da öyleydi. Özünde iyi bir adamsın; bunu inkâr edecek değilim: eşine karşı saygılı, köpeğin Kırpık’a düşkün, komşularının selam vermeden geçmediği o efendi adamlardansın. Bir de...
Devamını okuKasabanın tek veterineri sensin. Baban da öyleydi. Özünde iyi bir adamsın; bunu inkâr edecek değilim: eşine karşı saygılı, köpeğin Kırpık’a düşkün, komşularının selam vermeden geçmediği o efendi adamlardansın. Bir de...
Devamını okuTren, istasyondan ağır ağır hareket ettiğinde, camdan yansıyan siluetim bile bana yabancı geldi. Saçlarımı toplamayı yine unutmuştum. Belki de bilinçli bir unutmaydı. Umursamamayı seçmek, görünmemeyi garantilemek gibi....
Devamını okuKarşılıklı oturduğumuz sedirde, anneannem bana ördüğü şalın ilmeklerini özenle atarken, ben de sobanın üzerinde kaynayan çilek reçelinin kokusunu doya doya içime çekiyordum. Odunların ritmik çıtırtısı, çocukluğumun o şeker...
Devamını okuGalip’i kurşun grisi bir hava karşıladı. Pas içindeki bahçe kapısı, taş duvarlarıyla heybetli ama harap görünen konağı gerçek dünyadan ayırmak istercesine dimdik ayakta duruyordu. Yılların birikmiş yükünü hâlâ taşımaktan...
Devamını okuKararlıydı, alarm çalmadan açtı gözünü. Haftalardır beklediği, hâyâlini kurduğu gün gelmişti. Enerji doluydu içi, ılık bir duş aldı, kafasına sardığı havluyla son bir kez aynaya baktı. Bembeyaz teni, iri gözleri ve belirgin...
Devamını oku