Çaresi Yok, Ya Teslim Olacağız Ya Mücadele Edeceğiz Ya Da Görmezden Geleceğiz

“On Yazardan On Dehşet Öyküsü- Hayalet Müzik’’ adıyla Kasım 2019 da Artemis yayınlarından yayımlanan öykü kitabında; Murat Baykan “Son Ses”, Nurgül Çelebi “Ölüm Müzikali”, Hakan Balcı “Av ve Avcı”, Özlem Ertan “Gece Gelen”, Mehmet Berk Yaltırık “Kemençe”, Funda Özlem Şeran “Münasebetsiz”, Uğur Kılınç “İstanbul’un Cadıları”, Zeynep Çolakoğlu “Hayalet Peşimde”, Murat S. Dural “Beyhude Melodiler”, Aşkın Zengin Akkuş “Sandima” adlı öyküleriyle yer alıyorlar. Gazetecilik hayatının önemli bir bölümünü müzik yazarlığıyla geçirmiş gazeteci-yazar Özlem Ertan, kitabı derlerken öykülere ilham veren eserler ve sanatçılar hakkında kapsamlı dipnotlara da yer vermiş. Fantazya, korku ve müzik temalarının birleştiği öykülerde, öykü kahramanı bazen bir müzisyen, bazen bir eser, bazen de bir enstrüman olarak karşımıza çıkıyor.

İstanbul, Paris, Yemen, Kemalpaşa, Trabzon, Pera, Letonya, Bodrum gibi öykülerin farklı coğrafyalarında gezinirken, yine o öykülerin dokusuna karışmış müziklerin gezintiye eşlik etmesinden büyük keyif alınarak okunuyor Hayalet Müzik.

GECE GELEN öyküsünde, bahçeden sağında boğa, solunda geyiğiyle evi gözetleyen Hitit Prensesi ve Şeha Nehri Ülkesi’nin Kraliçesi Matanazi’nin hayali karşısında çaresizlik içinde Vivaldi’nin notalarına sığınan öykü kahramanıyla birlikte okur da Dört Mevsim ile rahatlıyor, müziğin sakinleştirici aynı zamanda anıları canlandıran gücüne tanık oluyor.

KEMENÇE öyküsünde, kemençe virtüözü olmak isteyen Nail İdris’in Peri Bağı’nda başına gelenleri okurken yaşanan gerilime Paganini’nin birinci konçertosunun eşlik etmesi müthiş.

Notre-Dame de Paris Müzikali’nde Vivre çalarken sahnede devleşen Eugenie ile Paris’te yaşadığı, mesleğinden kopmasına sebep olan kazanın intikamını almak için İstanbul’a gelen Bella’nın korkunç bir hesaplaşmasına dönüşüyor ÖLÜM MÜZİKALİ.

Radyoda Çökertme türküsü çalarken, yabancı bir adamın eve girmesiyle başlayan AV ve AVCI öyküsü, yabancının Buse Hanım’a radyoda çalan ezgiler eşliğinde ölümü anlatmasıyla giderek karanlık, tekinsiz bir dünyaya evriliyor.

İSTANBUL’UN CADILARI öyküsünü okurken, Pera’daki konservatuarın balo salonunda, kemanıyla Tartini’nin Şeytan Sonatı’nı çalan Melinda’nın izleyicisi olarak, sonunu bekleyen bir kurban gibi hissetmemek elde değil.

Seyyan Hanım’ın Çapkın’ı çaresizliğin ve korkularının üstesinden gelmek için birbirlerine derman olan kadınların şarkısı oluyor MÜNASEBETSİZ öyküsünde.

Diyezlerin bemollerin esiri, notalarıyla hayatı ve ölümü getirebilen bestecinin tutkulu, bir o kadar da karanlık öyküsü, BEYHUDE MELODİLER’i okurken Ludwig Van Beethoven’in sağır olduktan sonra bestelediği Dokuzuncu Senfoni’yi dinlerken buluyorsunuz kendinizi.

HAYALET PEŞİMDE öyküsünde Ulver grubunun Nattens Madrigal albümünden Kurtlar ve Nefret eşliğinde kızıl pelerinli rahibin müziğiyle çoğalttığı hayaletler sarıyor çevrenizi.

SANDİMA öyküsünde İgor Stravinsky’nin Bahar Ayini ile Şahende Nine’nin Şaman Ayini arasında sıkışıp kalıyor, hangisi daha ürkütücü karar veremiyorsunuz.

Özlem’in bestesinin içindeki “Aliiim” sesi kulaklarımızda çınlıyor. Bir annenin kendi ölümüne giderken, çocuğunun ölümüne sebep olmasının yarattığı acıyı, çaresizliği bir kelimeye nasıl sığdırdığını ve yürekleri nasıl dağladığını deneyimliyoruz SON SES öyküsünde.

Değerli yazarlarımızdan Altay Öktem’in kitabın arka kapak yazısında belirttiği gibi, “Hangi müziği dinlerseniz dinleyin, müziğin bu tekinsiz hayatı görmezden gelmenizi sağlamayacağını bilmelisiniz. Çünkü sizi kendinizden geçiren o ritmin Dante’nin cehennemindeki budaklı ruhların birbirine sürtmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını, şarkının sonundaki gizemli seslerin, ölen birinin boğazından çıkan son sesler, son hırıltılar olup olmadığını kim bilebilir.”

Evet, bu aynı zamanda bir itiraf. Özlem Ertan’ın sunuş yazısında bahsi geçen meraklı bir okur olarak ben, yaramazlık yaptım ve okuyanı zenginleştiren dipnotları dayanamayıp öyküyle birlikte okudum. Doğal olarak öykülere karışmış müziklerden en az bir tanesinin okumama eşlik etmesine de izin verdim. Bu şekilde okumayı ilk kez deneyimledim ve bu deneyimi çok sevdim. Üzerime bulaşan kanı da böylece görmezden geldim sanırım. Sizlere de müzikler eşliğinde okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Geniş bir müzik yelpazesiyle beslenen, müzikleriyle bazen öykünün korkunçluğunu artıran, bazen de yaşattığı gerilime es verdiren müzikli dehşet öyküleri muhteşem olmuş. Yazarlarımızın kalemlerine sağlık. Okuru bol olması dileğiyle emeği geçen herkese teşekkürler…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

_______________

On Yazardan On Dehşet Öyküsü- Hayalet Müzik, Derleyen: Özlem Ertan, Artemis Yayınları, İstanbul, Kasım 2019, 238 Sayfa.

 

Diğer yazılar...

Yorumlar