Kayıp Ev
Hüseyin Amca’nın kasabı bu köşede olmalıydı. Yanlış sokağa mı geldim? Daha dün buradaydı, yarım kilo kıyma almıştım. Annem ne güzel köfte yapmıştı bana. Yanında da kızarmış patates. Köfteyi çok severim. Karnım acıktı. Ne...
Devamını okuHüseyin Amca’nın kasabı bu köşede olmalıydı. Yanlış sokağa mı geldim? Daha dün buradaydı, yarım kilo kıyma almıştım. Annem ne güzel köfte yapmıştı bana. Yanında da kızarmış patates. Köfteyi çok severim. Karnım acıktı. Ne...
Devamını okuKüçüktüm. On, on iki yaşlarında olmalıyım. Kasabaya sirk geldiğini duyduğum gün heyecandan havalara uçacaktım. Babam o günlerde Ankara’daydı. İstanbul’a tayin işinin peşine düşmüştü. Annem, iki kardeşim ve ben köyde birlikte...
Devamını okuYalınayak… Sabahın ilk ışıklarıyla sessizce çıkıyor evden, bir gölge gibi. Ardından usulca kapatıyor kapıyı. Yeni okul döneminin ders kitaplarını tamamlamışlardı. Babasının daha işleri vardı merkezde. Otobüsle kasabaya dönecek...
Devamını okuMisinanın gerginliğiyle sıçradım. Çekerken, zokayı yutmuş çupranın derisinin parlaklığından gözlerim kamaştı. Çupra çırpınırken son bir hareketle kurtuluverdi, oltanın boşlukta sallanan metal parçası çenemin altından ağzıma...
Devamını okuGünlerdir bir kelime etmeden odaya kapanan, ağlamaktan gözlerinin akı kırmızıya dönen, bir kelime bile konuşmayan ben değilmişim gibi anlattıkça anlatıyorum. Bir yandan da ikinci tabak kremalı pastayı yiyorum. Halbuki onunla...
Devamını oku