Zincirlerimizden Kurtulmak

İki yıldır yeni yıla girerken yılbaşı öyküleri okumaya başladım. Yeni bir yıl takvim üzerindeki sayının değişimini değil de bir muhasebeyi anımsatır bana. Neler oldu, neler yaşadık, mutlu, mutsuz anlar, beklentiler, sürprizler… Her yıl ailece o yılın bize getirmesini istediklerimizi yazar, bir önceki yıl yazdıklarımızı okuruz. Arada bir nefes alıp durmayı ve gözden geçirmeyi de yapmak hoşumuza gidiyor diyelim.

Bu yılbaşı seçtiğim kitap bir çocuk romanı, hatta çocuklar için kısaltılmış metin “Tuhaf Bir Yılbaşı Öyküsü” yazarı Charles Dickens.

Charles Dickens 1812 yılında İngiltere’de doğar. David Copperfield ve çoğu romanında olduğu gibi zor bir çocukluk geçirir. Babasının borçları nedeniyle hapse girmesi yüzünden okulu bırakır ve bir boya fabrikasında çok zor koşullarda çalışmaya başlar. Dickens boş zamanlarında stenografi öğrenir ve gazetede çalışmaya başlar. Bunun ardından notlarını “Boz” takma adıyla yayımlama fırsatı bulur. Bay Pivik’in Serüvenleri yayımlandığında artık adından söz edilmeye başlanmıştır. Yoksul bir insanın yaşamını konu alan ve İngiliz toplumunu eleştiren romanı Oliver Twist 1839’da basılır. 1840’da yayımlanan Antikacı Dükkânı adlı eseri yine kendi çocukluğundan izler taşır. 1843’te yayımlanan Bir Noel Şarkısı’nın ardından Fransız Devrimi zamanlarını anlattığı İki Şehrin Hikâyesi (1859) ve eserleri arasında en önemli yere sahip iki romanı Büyük Umutlar ve Zor Zamanlar’la adı unutulmaz yazarlar arasına yazılır.

“Tuhaf Bir Yılbaşı Öyküsü”nde Ebenezer cimri huysuz ve bencil bir adamdır. Ortağı Marley’in ölümünden sonra işleri tek başına yürüten, kimseyle konuşmayan, arkadaşlık etmeyen, çalışanına pek de iyi davranmayan, parası olmasına rağmen kimseye yardım etmeyen Ebenezer için yılbaşı günü de diğer günlerden farksızdır. Hatta o gün insanların neşesine anlam veremez, onu yemeğe çağıran tek akrabası yeğenini kovalar, kâtibi Bob Scratchit’in bir gün sonra izinli olmasından bile rahatsızlık duyar. Ancak her şey evine gittiğinde bir anda değişiverir. Ebenezer’in evinde bir ziyaretçi vardır. Marley’in Hayaleti! Hayaletin belinin çevresinden dolanan bir zincir ve kuyruk gibi uzayıp giden zincirde de ağır para kasaları, anahtarlar, asma kilitler, hesap defterleri, senetler ve demirden yapılmış cüzdan vardır. Korkan ve şaşıran Ebenezer neler olduğunu anlamaya çalışır ve ona sorular sorar. “Neden zincirlisin ve neden bu ağırlıkları taşıyorsun?” dediğinde Marley “Yaşarken yaptığım zincire bağlıyım, her halkasını kendim dövdüm. Tamamen özgür irademle oluşturdum bu zinciri” der. Hepimizin beline dolanan ağır zincirler yok mu?

Marley Ebenezer’i üç hayaletin ziyaret edeceğini ve kendisini kurtarmasını istediğini söyleyerek kaybolur.

Üç hayaletten ilki Ebenezer’in geçmişinin hayaletidir. Geçmişin hayaleti onu çocukluğuna ve gençliğine götürür. Ebenezer yaşadıklarıyla yüzleşmektedir. Okulda yalnız geçirdiği günleri, ona çok iyi davranan patronunu, daha sonra paraya düşkün olduğu için onu terk eden nişanlısını da. Nişanlısının yıllar sonraki çocuklu, mutlu evini gördüğünde Ebenezer o yaşamı aslında kendisinin yaşayabileceğini düşünür ve üzüntü duyar.

Şimdiki Yılbaşı’nın Hayaleti’yim diyen ikinci hayalet kafasında ışıldayan buz sarkıtlarıyla bir çobanpüskülü tacı olan bir devdir. İkinci hayalet onu sokaklarda uçurur onun ardından kâtibinin evine götürür. Cratchit’in evinde neşeli bir ortam vardır. Zorlukla geçinen aile de yılbaşı için yenilen özel yemeğin coşkuyla karşılanması, parasızlığa rağmen evin içindeki mutlu aile tablosu Ebenezer’i çok etkiler. Kâtibin oğlu Tom tedavi olmazsa ölecektir ve Cratchit onun için çok üzülmekte, ancak kazandığı paranın tedaviye yetmeyeceğini bilmektedir. Hayalet buradan onu yeğeninin evine götürür. Orada da dostlar toplanmış eğlenceli oyun oynamaktadırlar. Arada Ebenezer’in de adı geçmekte, yeğeni onun yalnız ve mutsuz olduğunu düşündüğünü söylemektedir. Ebenezer tüm gördükleri karşısında şaşkındır ve hatta pişmandır.

Üçüncü ve son hayalet ise korkunç ve gizemlidir. Siyah cübbesi her yeri kaplamaktadır. Bu hayalet onun sorularına yanıt vermez ve onu kendisinin ölümü ardından neler yaşandığını gösterir. Yanında kimse olmadan ölmüştür. Tüm bunlardan yorgun düşen Ebenezer artık her şey için geç kaldığını düşünerek uykuya dalar ancak sabah kalktığında o günün yılbaşı günü olduğunu fark eder. Tabii ki, bu kadar yüzleşme sonunda Ebenezer bekleneceği üzerine iyi bir insan olur, onun ve etrafındakilerin yaşamı güzelleşir.

Şimdi gözlerinizi kapatıp siz de bir düşünün bu üç hayaleti. Yaşadıklarınızı yaşamadıklarınızı, yaptıklarınızı, yapmadıklarınızı, zincirlerinizi. Yeni bir yıla girerken hafiflemek daha güzel olmaz mı?

Yeni yılın mutluluk, umut ve iyilik getirmesi dileğiyle…

Charles Dickens: Tuhaf Bir Yılbaşı Öyküsü, Çev.: Sevgi Atlıhan, İş Bankası Yayınları, 2018

Diğer yazılar...

Yorumlar