Yazar: Arif Kamil Olgun

0

Dalgaların Tepesinde Yürümek

Hangi gündü? Ağustos ayının ortaları mıydı ne? Komşumun telefon etmesi üzerine Tuzla’dan kaçar gibi memleketim Beykoz’a dönmeye karar verdim? “Bir fırtına… Bir fırtına, çatı uçacak sandım” diyordu komşum. Lodosla gelen fırtınanın, yağmurun, rüzgârın kopardığı...

0

Gitmek Yarı Yarıya Kalmaktır

Hep birileri vardı çevremde. Yalnız olup olmadığımı sorgulamak aklıma bile gelmemişti. Yüzüme bir tokat gibi çarpınca yalnızlık…  Şaşırdım. Bu kadar yalnız olduğumu bilmeden yaşamışım bunca yıl. Aslında yalnızlığın, yalnız olmakla pek bir ilgisi yoktu....

0

Taçlı Müstevli

Asya’dan çıkıp, geniş bir coğrafyaya yayılan Attila ve Cengiz Han imparatorluklarından sonra, bir istilacımız daha var şimdi. Sinsi, hızlı, daha korku salıcı bir müstevli… Kraliçe Corona… Taçlı İmparatoriçe! Üç ay gibi kısa bir sürede...

0

Mırıldanmak

Beyoğlu’nda bir kitapçıdaydım. Çeşitli dergilerin altında sıkışıp kalmış, elim kadar küçük bir şey dikkatimi çekti. Onu, oradan kurtarmaya uğraşıyordum. Rafta başka bir kitaba bakan genç bir kadının cep telefonuyla konuşmasından duydum. İçlerinden sadece birinin...

1

Türkân

Uyuşukluk mu, tembellik mi ne… Çöktü üzerime. Nedenini bilemediğim bu sıkıntıdan kurtulmak için kendimi dışarı attım. Zorla! Deniz havası iyi gelir diye Yeniköy’e giden motora bindiğimde, öğle olmak üzereydi. Motor Beykoz’dan ayrılalı on dakika...

0

Tepe Üstündeki Küçük Evin Ressamı

Boğaza bakan yamaçtaki iki katlı ahşap küçük ev, yaşlı karı koca sahiplerinin yaşama dair umutlarına tutunarak “parasever”, açgözlü müteahhitlere direniyordu. Boğaz’a, Fındıklı’ya, Üsküdar’a ve hatta tarihi yarımadaya, gururla bakıp dururdu bıkmadan. Nasıl bıksındı… İstanbul’u...

0

Uğurlu Perşembe

Gizlendiğimiz yerde, sesler duyduk Serçedere’nin oradan. Seslerin geldiği yöne bakmak için ayağa kalkmak isterken Corç beni durdurdu “sus” işareti yaparak. Çalıların arkasından konuşanları çok iyi göremiyorduk. Arkası bize dönük bir genç kız, oğlanın önündeydi....