Kil - Tab - Let -

0

Uğurlu Perşembe

Gizlendiğimiz yerde, sesler duyduk Serçedere’nin oradan. Seslerin geldiği yöne bakmak için ayağa kalkmak isterken Corç beni durdurdu “sus” işareti yaparak. Çalıların arkasından konuşanları çok iyi göremiyorduk. Arkası bize dönük bir genç kız, oğlanın önündeydi....

0

Sarmaşık

Cama hafifçe vurulduğunda evde yalnızdım. Korkudan gözlerimi açamıyordum. Hava henüz aydınlanmamıştı bile. Eylülün tam ortası, bağ bozumu zamanıydı. Bizim buralarda kutsal sayıldığından ben de balkona bir sepet üzüm bırakmıştım. Benimki, bizim bağı kumarda kaybedeli...

0

Gari!

– Göndermeecedin şu oğlanı yaban ellere, dedik mi sana vakti zamanında Mehmet Emmi? – Dedin Ağam, dedin… – E, dedik de n’oldu? – Hiç sorma! Dinlemedik seni, halt ettik! – Memlekette üniversite neyim kalmamış...

0

Ada, Şarap, Dostluk

Oh! Günyüzü gördük nihayet! Güneşi çok özlemişim. Gözlerim kamaştı. Tıpkı bağdaki gibi. Hey sana diyorum. Niye cevap vermiyorsun? Biraz önce sarmaş dolaş olduğumuzu unutup başka bir kadehe gidince havalandın mı ne? Yok öyle ayrılık...

3

Yakan Temmuz

  Sazlı sözlü, şarkılı türkülü, inanılmaz ama hem de danslı, gece yarısından sonra başlayan otobüs yolculuğu, otelin önüne geldiklerinde son buldu. Sarı, kıvırcık, kısa saçlı, mavi gözlü Türkçe öğrenen Hollandalı Antropoloji öğrencisi kız, alışık...

0

Sunumum Var Benim

  Sıcaktan nefes alamaz haldeydim. Saç diplerimden, koltuk altlarımdan fışkıran ve yapışkan yollar yaparak bedenimin her yerine akan terden nefret ediyordum. Toplantıya uygun giyindiğimden bedenimi sımsıkı saran döpiyes de terin izlerini bir harita gibi...